"Kürd'ün devleti mi olur!?" diyen faşizan makale ve Bedel Boseli'nin cevabı

Bir çok Türk-İslamcı gazetede yayınlanan bu makale okuyucularımız tarafından mesaj olarak gönderildi. Söz konusu faşizan makalenin tümü ve Genel Yayın Yönetmenimiz Bedel Boseli'nin cevabı haberimizin devamında. Bu cevap aynı zamanda "tek dil, tek millet, tek bayrak" diyen putperest zihniyete bir cevaptır. Kendilerinin İslami siyaset izlediğini iddia edenler, Türk dili, Türk Bayrağı ve Türk Irkını Allah'a şirk koşuyorlar. Çünkü teklik Allah'a mahsustur. (ZERnews)

BEDEL BOSELİ'NİN CEVABI:

Faşist Türk-İslamcı yazarın yazdığı makalede "Kürt olmak "devletsiz" olmaktır. Kürt "devletsiz" olduğu için "Kürt"tür.  Kürtler asırlardır "devletsiz"dir. Kürtlüğün alamet-farikası "devletsiz" yaşamaktır. Devletli Kürt "Kürt" değildir. Eğer "Kürtlük"  diye bir şey varsa bu "devletlilik" değil, devletsizliktir. Kürtleri "kürtlükten" çıkarmanın en kestirme yolu, onlara bir devlet dikte etmektir." ifadelerine yer verilmiş.

Makalededen çıkan sonuç şudur: "Kürtlük, Türk, Arap ve Farsların kölesi olmak demektir. Onlara göre; bir Kürt, Kemalist sistemin ürünü olan putlarına, sembol ve sınırlarına tapınmıyorsa, ümmet, adalet, Kur'an ve Hz. Muhammed'e (s) zıt düşünmüyorsa Müslüman olamaz."

İşte bir kaç rekat namaz kıldığı için kendini Müslüman sanan ancak gerçekte putperest zihniyete tabi olan Aslan Bulut'un sözde makalesi böyle.

Makalede Kürt isimi tırnak içine almışlar. Bu da Kürt ismi ve milletini kabul etmedikleri anlamına geliyor. Yani Allah'ın ayetimdir dediği dil ve kavimlerden birini yani Kürtleri, dillerini inkar ederek aslında Kuran-ı Kerim'i inkar ediyorlar. Aynı şekilde kendi dilini resmi dil olarak kabul edip, başka dillerin resmi dil olmasına karşı çıkanlar da aslında Allah'ı ve adaletini inkar etmiş oluyor.

Kürdistan Bölgesi'nde 5 resmi dil var. Her millet kendi dilinde eğitim alır. Her din grubu kendi dinine göre Din Dersi alır. Kürdistan Diyanet İşleri'nde 8 ayrı dinin 8 ayrı temsilcisi eşit yetki ile var. Her toplumun yerleşim yeri tabelasında kendi dili üstte Kürtçe altta olur. Meclis seçimleri için baraj yoktur. Tek milletvekili çıkaran parti meclise girer, Kürdistan Hükümeti bakanlık teklif eder. Nüfusu az olan toplumlar sadece kendi millet veya inancından bir temsilciye oy verebilir. Bu da istismarın önüne geçebilmek, Kürdistan meclisinde temsil edilebilmeleri için gereklidir.

Bu bilgiler temelinde bu makaleyi okuyun. Göreceksiniz ki Allah'ın adaleti ve gerçek İslam sadece Kürtlerin yüreğinde var. Ortadoğu'da örnek devlet kurabilecek tek güç sahibi toplum Kürtlerdir. Gerisi tartışmasız putperesttir.

En tehlikeliler kimlerdir bilir misiniz? Bir iki namaz kıldıkları için kendini Müslüman sanan putperestlerdir.

(Bedel Bosel, ZERnews Genel Yayın Yönetmeni)
******

İŞTE AKİT ve BİR ÇOK GAZETEDE YAYINLANAN SÖZ KONUSU FAŞİZAN MAKALE:

'Kürdün 'devleti' mi olur!'

Aslan Bulut

Türkiye'nin yakın tarihinde "halkı" direnişe çağıran ilk ve tek "jakoben" Demirtaş değildir. Daha önceki bütün "devrimci" direniş çağrıları fiyaskoyla sonuçlanmıştır. Türkiye'nin tarihindeki bütün "devrimci direniş" hareketleri devlet karşısında tuşla mağlup olmuştur.

       Ne "şirin" bir kelime direniş? Başına bir de "halk" sıfatını eklediniz mi politik bir savaş çağrısına ve marşa dönüşüyor. Geziciler'in sloganı "direniş için direniş"ti, Demirtaş'ınki "özerklik/özyönetim" için direniş. Kürt radikalizminde bu "özerklik" veya "özyönetim" kavramlarının başka bir şeyi gizlemek amacıyla tercihen kullanıldığını artık bilmeyen yok. "Bağımsız Kürdistan"a giydirilmiş masumiyet elbisesi "özyönetim." "Kendi kendini yönetim" = "bağımsızlık."

       Yirmi yıl önce bir kısım aklıevvellerin Kürt sorunun nedeninin "Doğu'nun yoksulluğu ve sefaleti" olduğundan  kuşkusu yoktu. Büyük yanıldılar. Günümüzde "Kürt sorunu" denilen sorunun bir "Kürt" devleti kurma meselesi olduğundan kimsenin kuşkusu yok. "Kantonizm"i Bağımsız Kürdistan'a giden en iyi ve taktik yol olarak görenler, herhalde bu uğurda direnişin bedellerini de göze almışlardır. Direniş pahalıdır! Kür halkların "ferasetli" duruşu bu direniş çağrılarına itibar etmiyor. Kürt Halklar, reel politik'in Demirtaş ve örgüt liderlerinin direniş çağrılarından daha "reel" olduğunu iyi biliyorlar ve mahallelerdeki örgüt mevzilerinde, canlı kalkanlara dönüşeceklerini görecek kadar zekiler. PKK varolduğu sürece, gün-yüzü göremeyeceklerini çok iyi biliyorlar.

       Kürd'ün "devleti" mi olur dostum!

       Kürt olmak "devletsiz" olmaktır. Kürt "devletsiz" olduğu için "Kürt"tür.  Kürtler asırlardır "devletsiz"dir. Kürtlüğün alamet-farikası "devletsiz" yaşamaktır. Devletli Kürt "Kürt" değildir. Eğer "Kürtlük"  diye bir şey varsa bu "devletlilik" değil, devletsizliktir. Kürtleri "kürtlükten" çıkarmanın en kestirme yolu, onlara bir devlet dikte etmektir.

       Bu Kürtlerin tercihi değildir, yazgılarıdır. Bu coğrafi ve tarihsel yazgıları nedeniyle Kürt halklar "devlete" yeteneksizler. Kürtler hayatın başka alanlarında rüştlerini ıspatlamış halklardır. Fakat devlet kurma pratiğinden yoksundurlar.

       Teoride her halk devlet kurabilir, fakat pratikte her halk devlet kuramaz. Kurduğunda PKK olur, KCK olur, PYD olur. Zulüm olur, kan ve irin olur. Kürtler devlet kurarlarsa  bu devlet ancak Irak, Suriye, Mısır "devletçikleri" gibi emperyalist güçlerin taşeronu bir "devletçik" olabilir. En iyi durumda "devletçik" olabilir. "Devletçik"lerin mukadderatı kendi halklarına zulmetmektir. İran, Rusya, Almanya ve Fransa,  Japonya gibi bir devletleri olma ihtimali sıfırdır. Ortadoğu halklarına bakın. Irak, Suriye Libya halkları onurları dahil he şeylerini kaybetti. Ortadoğu halkları emperyal güçlerin yedeğinde birbirlerinin kanını içiyorlar ve asla birleşemiyorlar. Açlar, gayrıinsani koşullarda yaşıyorlar ve ölüyorlar. Suriye emperyal güçlerin çizmeleri altında can çekişiyor. Fırat ve Dicle Irak'ta kan ve irin akıyor. Kürt halklar PKK'nın "kurtarılmış" mahallelerinden, işte bunu bildikleri için kaçıyor.

       Kürtçü radikaller, şu koca yeryüzünde bir "devlet"leri olmadığı için çok üzülüyor olabilir. Melliyetçiliklerin ütopyası "devlet"tir. Bunu anlamak zor değildir. Fakat otantik Kürt halkların devletleri olmadığı için akşam-sabah dizlerini dövdüğünü sanmıyorum.

       Kürtçü-Marxistler bağırıyorlar: "devlet kötüdür, çünkü öldürür." Hem "devlet öldürür" diye bağırıyorlar hem de "devlet" kurmak, "devlet" olmak istiyorlar. Hiçbir "sosyalizm"in "devlet" olduğunda "sosyalist" kalma şansı yoktur. Marxizm yirminci yüzyılda "devletler" kurmuştur. Fakat bu devletler "ideoloji" devletleridir. Bütün tiranlıklar ideoloji devletleridir.

       Güneydoğu'daki PKK mevzilerinden kaçan insanları izledim. Bir bavul bir çanta, bir ekmek. Zulüm içerden geliyor. Dinazorlar Kandil'den "direniş" çağrıları yapmaya devam ediyor. Fosilleşmiş örgüt liderleri.  1970'lerde nasıl iseler öyle kalmışlar.

       Allah kerim!
ANASAYFA ve İLGİLİ HABERLER için BURAYI tıklayın