Zerdüştlük Kürtler için neden önemlidir (YENİLENDİ)

Zerdüşt, zerdeşt ve Kürtler, Zerdüştlük Foto: Zerdüştlüğün sembolü Tarihte köklü bir din olması, iyilik ve dürüstlük için mücadele eden bir inanç olmanın yanında Kürt, Beluc, Fars gibi Aryen halklar için farklı bir önemi vardır Zerdüştlük dininin. Özellikle dilimiz, kültürümüz, tarihi varlığımız İslam, Hıristiyanlık ve Yahudilikten çok önce Zerdüşti aydınlanma hareketi sayesinde güçlenip, medeniyetleşti; bugüne zengin bir yapı ile geldi. Kürtçenin bu güçlü ve köklü yapısı olmasaydı bunca istila, baskı, yasaklama ve asimilasyonlara dayanıp bugünlere gelemezdi; varlığını koruyamazdı. Onun içindir ki istilacılar Kürtler'e özellikle Zerdüştlük üzerinden saldırır.

Makale: Bedel Boseli, bedelboseli.com

Her açıdan Zerdüşt Peygamber sayesinde dil ve Kültürümüz sağlam bir temele sahip oldu. İslam Peygamberi Hz. Muhammed ve ashabı da Zerdüştlüğü Ehl-i Kitap olarak kabul etmişlerdi. Yani zamanının Hak Din'i olarak kabul gördüler.

Kürtçeyi ileri bir medeniyet dili yapan Zerdüştlük

Zerdüşti alimler önce Kürdistan ve tüm Ortadoğu'ya, ardından dünyaya etkide bulunmuşlardır. Kürdistan merkezli medeniyeti Avrupanın ücra köşelerinde bile yaşatmışlardır. Bunu Kürtçe ile dünyaya taşıdılar.

Zerdüştiler kendileri için "Behdin" ismini kullanırlardır. Bu isim "beh" ve "din" kelimelerinden oluşur. "Beh" kelimesi "iyi, güzel, çok" gibi anlamlar taşır. Gümüz Kürtçesinde "çok" anlamına gelen "bêh+tir", ve "cennet" anlamına gelen "Bihişt, behişt" kelimeleri buradan gelir. "Din" ise inanç ile ilgilidir, bildiğimiz "din" kelimesidir. "Din" kelimesi aslında Arapça değil de Aryencedir. Aryence olması demek kadim Kürtçe olması demektir. İşte bu kelime Zerdüşti kültür vasıtasıyla eski Kürtçeden Arapça'ya geçmiştir. Kadim Kürtçe olan "Din" kelimesi; kanun, kural, yasa gibi anlamlara gelir.

Kürtçe üzerine köklü ve iyi bir dil araştırması yapmak, Kürtçeyi tanımak isteyen birisi için dilbilimsel olarak Zerdüştlük inancına sahip alimlerin yazdığı kadim metinler muazzam kaynaklardır.

Örneğin Kürtçede "okul" kelimesi "dibistan" olarak geçer. Bu kelime nereden gelmiş? Kökeni nedir? Ne anlama geliyor? Standart Kürtçe'de kullanılabilinir mi? gibi sorularına cevap bulmak için Kürtçe yazılmış kaynaklar üzerinden sürekli daha geriye gideriz ve en sonunda Zerdüşti dini metinlerine bakarız. O eserlerden anlarız ki kökeni "Dibîristan"dır (di: iki, bîr: Bilinç, şuur, hafıza,-stan: Yer, mekan). Görürüz ki Kürtçede okul anlamına gelen "Dibistan" kelimesi "ikili, karşılıklı bilinçlenmenin" olduğu yer anlamındadır. Ne güzel, dolu ve derin anlamı var değil mi!?

Eğer zamanında Zerdüşt Peygamber sayesinde dilimiz ileri bir medeniyet seviyesine ulaşıp yazılmasaydı belki birçok Anadolu ve Mezopotamya kavmi gibi eriyip bitecektik. Hatta birisi çıkıp "Dibistan kelimesi Arapçadır, 'saray kâtibi' anlamına gelen 'Debir' kelimesinden peydahlamışsınız" derdi. Belki asla bu kelimenin aslında Kürtçeden (Aryence'den) Arapçaya geçtiğini, Arapça'dan da Osmanlıca'ya "Saray katibi" anlamında geçtğini bilemeyecektik; dilimizin zenginlik ve köklülüğünü anlayamayacaktık. Böylesi binlerce örnek verilebilir.

Zerdüştlük dilin yanın sıra, Kürtlerde kültür ve medeniyet olarak pozitif etkide bulunmadı. Kürlüğün derin ruhunu, medeni ve insani bir temelde inşa etti. Ortadoğu'da komşularına karşı barbar ve vahşi olmayan, komşularının vatanını istila etmeyen, dünyanın yeniliklerine ruhen ve zihnen en açık halk Kürtlerdir. Bunu medeniyetimizin derinliklerine borçluyuz.

Zerdüştlüğün Kürt siyasetine pozitif etkisi

Barzani liderliğindeki Kürdistan Federasyonu'nda 5 resmi dil var, Diyanette eşit yetkilere sahip 8 ayrı dinin temsilcisi var. Her millet kendi diline göre eğitim alır, inancına göre din dersi alır. Kendi yerleşim yeri tabelalarında kendi dilleri üstte yazılabilir. Seçim barajı yok, "azınlık" milletvekilleri yeterince oy almasa da kendileri temsil edilebilsin diye, meclise girer. Hükümeti kuracak Başbakan adayı ayakalarına giderek "Gelin bu ülkeyi beraber yönetlim, size de Bakanlık verelim" der; Evet tek vekil çıkarsa bile bu böyledir. Bütün bunlar Kürdistan Anayasası'nda tüm hatları ile açık ve net bir şekilde güvence altındadır. Ve bütün sorunların diyalog yolu ile medenice çözülmesinden yanalar. Evet Ortadoğu gibi bir yerde böylesine ileri bir medeniyet...

Şimdi bütün bunların ışığında şu örneğe bakalım: Türkiye yöneticileri önce Hz. Zerdüşt ve torunlarına dil uzatır, ardından hemen ardından "Kürtçe medeniyet dili değildir, bu yüzden eğitim dili olamaz" derler. Sizce bu tesadüf mü?

Bir din olarak Zerdüştlük

Aslında gerçek Behdini inancı yani Zerdüştlük tek İlah inancına dayalı bir dindir. Kürdi temelli Zerdüştlüğün ilk kaynaklarında tek İlah, medeniyet, insaniyet varken, yüzyıllar sonra Farslar tarafından yazılan sahte dini metinlerde iki ilah inancı ve çokça sapkınlık görülebiliyor. İlk Zerdüşti metinler akla, mantığa uyarken yüzyıllar sonra yazılanlar ise yer yer mantık dışı kalabiliyor. Zerdüştlüğü araştırırken bu ayırımı yapmak lazım...

İslam alimlerinden İmamı Şafii hazretleri Müsnet adlı eserinin 432. Hadisinde Zerdüşti'lerin Ehl-i Kitap olduğunu ve buna dair hadisi şerif bulunduğunu söylüyor. İmam-ı Hambeli hazretleri de Zerdüşti'lerin Ehl-i Kitap olabileceğini yazıyor. Peygamberin halifesi Hz. Ömer, Ashab-ı Kiram'a Zerdüşti'lere nasıl muamele edilmesi gerektiğini sorunca Abdurrahman bin Awf  "Ben Peygamber'in 'onlar Ehl-i Kitap'tır onlara öyle muamele edin' dediğine şahit oldum" der.

İslam inancına göre Ehl-i Kitap demek o inancın zamanında hak din olduğu, İslam'ın o hak dinin devamı olduğu anlamına gelir.

Hatta Zerdüştilerin dini eseri olan Gata Kitabı'nda, putları kıracak, âlemlere rahmet bir kurtarıcının geleceği yazılır. İsmi "Yaşam/doğuş ve bereket/yarar getiren" anlamına gelen kurtarıcının adı "Zaoşyant/soşyand"tır. (Günümüz Kürtçesinde Za: Doğuş/yaşam, Jî: Yaşam)

Hz. Muhammed (s) dâhil birçok İslam âliminin ve halifenin tıpkı Hz. Musa, Hz. İsa, Hz. İbrahim gibi hak Peygamber olarak gördüğü Zerdüşt Peygamber'e, sırf Kürtlerin atası olduğu için her fırsatta hakaret eden istilacı devlet yönetim ve medyasının İslam'da da yeri hiç yoktur.

Zerdüştlükte İmanın şartları şunlardır: "İyi düşünmek, iyi söz söylemek, iyi davranışta bulunmak". İman etmiş Zerdüşti bir kişinin en temel ödevi yalan ve yalancılar'a karşı savaşmaktır. Net biliniyor ki Zerdüşt Peygamber yalancılara karşı cihad ilan etmiş, takipçilerini yalancılara karşı savaşmaya davet etmişti. Yalancılarla uzlaşmak, anlaşmak yasaktır Zerdüştlükte. Eski Zerdüşti dini kaynaklarda "yalancı" tabiri "duruwend" olarak geçer ki Kürtçedeki "derew, derewend, derewker" kelimeleri buradan gelir. İşi gücü yalan, dolan kişilerin, halkı kandırıp sömüren sistemlerin böylesi bir inanç olan Zerdüştlüğü duyunca çıldırmamaları anormal olurdu.

Zerdüştlüğün istifade edilecek bir çok yönünün olmasıyla birlikte Kürt dil, medeniyet ve Kültürünün temelini atması ve bugünlere ulaştıracak bir enerji sağlaması sebebiyle üzerinde durulması gerekir, ödün vermemek lazım. Zerdüştiliğe saldıranların bilinçaltındaki gerçeklik dini nitelikleri değil, aslında Kürdi yönünün olmasıdır. Bu sebeple özellikle Türkiye'deki Zerdüştilik düşmanlığı Kürt düşmanlığı ile açıklanabilir.

Herkes hür iradesiyle istediği dini seçmekte özgürdür. Ancak burada vurgulamak istediğim şey, İnsanların Zerdüştlük dinine geçmesi değildir. Zamanında hak din olan bu inancın Kürtlere faydası ve ondan çıkarılacak dersleri ön plana çıkarılmıştır. Zaten görülüyor ki, Zerdüştiliğe saldırı, Kürdün köküne, derinliğine saldırı niyetiyledir.

Bedel Boseli
www.bedelboseli.com
ANASAYFA ve İLGİLİ HABERLER için BURAYI tıklayın