Orijinal Mem u Zin piyasada! Kürt milliyetçiliği vurgusu var mı?

Bu makalede istilacıların Kürt dil, tarih, edebiyat ve kültürüne dair maddi eserleri yok ettikten sonra, “Kürtçe diye bir dil yok” girişimleri ele alınacak; Ehmede Xani döneminde yazılarak çoğaltılan ancak yok edilen orjinal Mem u Zin eserlerinden tesadüfen birinin ortaya çıklası ele alınacak. Kürt milliyetçiliği vurgusunun orjinal Mem u Zin’de olup olmadığı açıklanacak.

Makale: Bedel Boseli, bedelboseli.com

Son yüzyıllarda Kürtler'in sadece toprağı değil aynı zamanda Kürdistani kültüre dair ne varsa istilacı devletler tarafından talan edildi. Özellikle Türkiye’de kültürel talan yüzyıldır, sistematik olarak fiziki soykırımdan daha şiddetli bir şekilde uygulanmaktadır. Nice Kürtçe tarihi eserler yok edildi. Kürtlerin kültürel ve ulusal bilincini darmadağın edildi.
Ehmedê Xanî’nin Mem û Zîn adlı eseri de bu sistematik talandan nasibini aldı. Orijinalleri bir bir yok edildi. Kürt bilincini tuzağa düşürerek yok etme görevi ile pusuda yatan Kürt düşmanı profesörler ordusu son yıllarda “Mem û Zin’in orjinali yok ki, bu uydurmadır" dediler. Ve bu algı operasyonları ile Kürtlerin moralini, inancını kırma operasyonuna güç vermiş oldular.

Mem û Zin ki Kürt ulusunun temel eseridir. Bu eser görünüşte kadın-erkek aşkının destanıdır. Sadece bu mu? Tabii ki hayır. Ehmede Xani (Ahmedi Hani), yüzyıllar önce eserinde Mem û Zin aşkının bir bahane olduğunu yazıyor. Bir gün gelecek torunlarımız beni anlayacaklar diyor.

Akademisyen H. Mem ise derinlemesine araştırmalar yaptı ve Ehmedê Xanî’nin mesajlarını bilince çıkarmayı başardı. H. Mem’in Mem û Zin’i analiz eden eserleri İstanbul Kürt Enstitüsü tarafından yayımlandı. Türkçe ve Kürtçe basılan bu eserleri okumayan Kürt kesinlikle kalmamalı düşüncesindeyim. Mem û Zîn ulusal bir destandır. Kürtlerin sosyolojik ve tarihi yapısını ortaya koyduktan sonra nasıl mücadele etmesi gerektiğini bir aşk efsanesiyle süslemiş.

Son yıllarda pusuda yatan sistem profesörlerinin Mem û Zîn’e üzerinden Kürtlere saldırması bu yüzdendir. Tutturmuşlar “Mem û Zîn”in orjinali yok” diye. Kimse çıkıp da “siz orijinal eserlerimizi imha ettiniz, şimdi çıkıp niye yok diyorsunuz” demedi.

Malcolm X’in şu tespiti aklıma geldi:
Önce gözlerimizi oyuyorlar, sonra neden görmüyorsunuz diye sövüyorlar”.

Tam bu hengâmede, çirkin saldırıların ortasında Güney Kürdistan’dan araştırmacı Tehsin İbrahim Dostki adeta imdadımıza yetişti. Mem û Zîn’in orijinal bir el yazmasını İstanbul’daki Nubihar Yayınları‘na ulaştırdı. Kürt klasik edebiyatı üzerinde uzmanlaşmış Huseyin Şemrexi tarafından yayına hazırlandı.

Nûbihar yayınlarından çıkan bu eser 1751-52 yıllarında, Eziz Kurê Şirbaz Mamzedî tarafından çoğaltılmak amacı ile yazılmış. Husyni Şemrexi ile yaptığımız görüşmede, eseri yayınlarken metnin orijinaline sadık kaldığını belirtiyor.

Bu eserin içeriğine yönelik ilginç notları başka bir yazıda ortaya koyacağım. Ama son olarak şunu vurgulama gereğini duyuyorum: Bazı Avrupalı araştırmacılar Mem u Zin’deki Ulusal metinlerin Kürt Kraliyet ailesi Bedirhaniler tarafından eklendiğini söylemiş ve buna çok Kürt aydınını da inandırmışlardı. Hatta şunu da belirtmişlerdi: “O yüzyılda dünyada ulusal - özgürlükçü bir bilincin olması imkansızdı”. Gel gör ki Bedirhaniler'den yüzyıllar önce yazılmış bu orijinal kaynakta o ulusal, özgürlükçü metinler olduğu gibi duruyor. Zaten Ehmedê Xanî destanın 6. Bölümü'nün girişinde düşüncelerinin ulusal olduğunu ve bu ulusal düşüncelerinin, döneminin dünya görüşüne ters ve yabancı olduğunu söylüyor.

Mem u Zin bu yüzden Kürdistan istilacılarının temel hedefi oldu. Bu yüzden düzenin profesör ordusunun saldırılarına uğruyor. Mem û Zin üzeri toz tutmuş bir lamba misalidir. Üfleyerek söndürmek istedikçe üzerindeki toz kalkacak daha çok ışık verecektir. Onlarda yuttuğu toz û duman ile kalmaya mahkumdurlar.

ANASAYFA ve İLGİLİ HABERLER için BURAYI tıklayın