Celadet Ali Bedirhan: Kürt Dilinin Mir'i Kürt Kralın Torunu (YENİLENDİ)

26 Nisan günü Celadet Ali Bedirhan'ın doğum günüdür. O günü çok dolu ve coşkulu kutlamamız gerekirken maalesef bugüne dek ne medya önemsedi ne de Kürdistani kurum ve kuruluşların ilgisini çekebildi! Bu durum; aslında Kürd dilinin, Kürt halkı nezdindeki talihsizliğinin göstergesidir. Bu makaleyi okuyunca eminim Celadet Ali Bedirhan'ın fotoğrafını evinizin bir köşesine asma gereği duyacaksınız. 

Makale: Bedel Boseli, bedelboseli.com

7 dil bilen, hukuk doktorası yapan Celadet, Kürt dil reformunu gerçekleştirdi, Kürt alfabesini hazırladı, Şeyh Said'in imdadına koştu, Ağrı merkezli Kürdistan Cumhuriyeti'nde görev aldı. Esir düştüğü İran'ın "Fars Dilbilimci ol" önerisini red etti... Demokratik Suriye için Fransa ile savaşan Kürtlerin yanlış politikasına kurban oldu. Yaşamı öyle hazin bir şekilde son buldu ki; içler acısı...

Adı: Celadet
Baba Adı: Ali
Dedesi: Kürt kral Bedirhan bey
Doğum tarihi: 26.04.1893, İstanbul
Vefat tarihi: 15.07.1951, Şam

Foto: Celadet Ali Bedirhan
Celadet Bedirhan’ı önemli kılan, onu baş tacı yaptan öyle nedenleri var ki; öğrenince hepimiz o günün ulusal düzeyde coşkuyla kutlanması gerektiğinin farkına varıyoruz. Bu noktada farkındalık yaratmak medya ve gücü elinde bulunduran siyasi kurumlara düşüyor.

Bu özel insan kimdir, onu bunca değerli yapan nedir?

Varlık mücadelesi veren biz Kürtler; ne zaman Kürtçe'nin varlığımız, başarımız için olmazsa olmaz olduğunu anladık? Pratiklerimize bakılırsa yeterli olmasa da son bir kaç senedir. Varlık mücadelesinde başarıya ulaşmamız için yol önerenler çoktu. Fakat biri vardı ki, tam 75 yıl önce derdimize deva en gerçekçi ilacı hazırlamıştı. Ama bu reçede hep gözümüzden kaçtı. Ahmedi Hani'nin (Ehmedê Xanî) reçetesinden hareketle kurtuluş ilacımızı hazırlayan, Kurdane bir ruhla bize sunan özel insan kuşkusuz Celadet Ali Bedirhan idi.

Celadet Bedirhan, Kürtlerin son krallarından olan Mir Bedirhan beyin torunur. Harvard Üniversitesi’nin “The Kurds” adlı ders kitabında Prof. Dr. Izady, Bedirhan ailesinin kökeni hakkında şöyle der: “Bedirhaniler, devrimci Babek'in soyundandır. Babek y1200 yıl önce Medya coğrafyasının Azerbaycan bölgesinde, sosyal adalet için, devrimci bir ayaklanma gerçekleştirdi. Babek'in aile ismi “BATH”dır. “Botan” ve “Behdinan” isimleri buradan gelir.
Bu aile, daha sonra Kürt Merwani Devletini kurar. Merwani Devleti, çok uzun süre ayakta kalmakla beraber isim değiştirir. Önce, ismi Rozhaki Devleti olur. Daha sonra Botan Devleti olarak 1800'lere gelir. Bu ailenin bir ferdi olan Mir Bedirhan; bölgenin değişik inanç, mezhep ve milletlerini birleştirerek 1842'de tekrar bağımsızlığını ilan eder. Avrupa devletlerinin de desteği ile Osmanlı, 1848'de bu Kürt devletini yıkarak acı verici bir katliama imza atar.

Bu durum Kürdistan köklü yıkımın başlangıcı olur. Artık Kürtlerin emirlik şeklindeki yönetimleri son bulur, yerine 'Kürdistan Eyalet Yönetimi' adlı doğrudan Osmanlı'nın merkez yönetimi idaresine bağlı yeni bir sistem getirilir. Eğer Bedirhan bey, Osmanlıya yenilmeyip 1. Dünya Savaşı'na kadar varlığını koruyabilseydi. Kürdistan'ın 4 parça olarak kalmaz, büyük Kürdistan kurulurdu.

Bazı insanlar Mir Bedirhan'ın Hıristiyan katliamı gerçekleştirdiğini söyler. Oysa ki gerçek şudur: 

Dindar bir Müslüman olan Mir Bedirxan bölgenin Hristiyanlarını da kucaklar. Birlik oluşturarak, bağımsız Kürdistan Devleti'ni ilan eder. Kendi adına hutbe okutur, para basar. Başkent Cizre'de silah fabrikası açar. Gençleri okumak üzere Avrupa’ya gönderir… Ekonomi bakanlığını Hıristiyanlara teslim eder… Fakat; Hekariyan bölgesindeki bir grup Hıristiyan, Kürt Devleti'ni red ederek, İngiltere bayrağını dalgalandırır, Kürdistan'a karşı cephe alır. Mir Bedirhan'ın ordusu İngiltere destekli bu grup ile savaşır. Olay budur. Mir Bedirhan Kürdistan Devleti sadece düşmanları ile savaşmıştır.

İngiltere ve Osmanlı, Avrupa genelini de arkasına alarak Bedirhani'leri İstanbul'a sürgün eder. Bu Kürt kralının torunu Celadet Ali, 26 Nisan 1893'te İstanbul'da dünyaya gelir. Ailenin Kürdistan'a gitmesi yasaktı. Babası, onun Kürdistani bir ruhla büyümesi için; Kürt dengbêj, eğitmen ve masal-hikaye anlatıcılarını ücret karşılığı Kürdistan'dan İstanbul'a getirmişti.
Foto: Mir Bedirhan ve ailesi
Kürt Dengbejlerin özelliği; söyledikleri şarkılarda Kürt tarihi, destanları, edebiyatı, dili ve kültürünü anlatmalarıdır.

Yedi dil bilen, Almanya'da hukuk üzerine doktora yapan, Celadet Ali Bedirhan, 1925 yılında Şeyh Said'in (r.a.) bağımsızlık mücadelesi başlattığını öğrenir. Bunun üzerine, gizlice Kürdistan'a gider.

Kürtler yenilince boynu bükük bir şekilde İstanbul'a döndü. Bu defa 1927'de Kürtlerin Ağrı merkezli bağımsız Kürdistan devletini ilan ettiğini duyunca, heyecanla Kürdistan'a gider.
Mücadelenin lider kadrosunda yer alır. Bu defa Türkiye-İran işbirliği ile Kürt devleti yıkılır. Zilan Deresinde Kürtlere karşı Hitleri aratmayan büyük bir soykırım gerçekleştirilir. Yerleşim yerlerinki hiç bir canlı sağ bırakılmaz. Yaklaşık 55 bin Kürt katledilir. O dönem tüm Türkiye'nin nüfusu yaklaşık 15 milyondu.
Foto: Türkiye'nin Zilan Deresi'nde Kürtlere uyguladığı soykırım...
Foto: Cumhuriyet Gaztesi'nden
Kürdistan Devleti yıkılınca İran, Celadet Ali Bedirhan'ı esir alır. Kürt halkı onun ailesini ve kişiliğini çok sevdiği için, İran kendisini öldüremez ancak Fars Dili uzmanı olmasını ister. Celadet Ali bu teklifi Kabul etmez. Dışişlerinde çalışmasını teklif eder, yine kabul etmez. Peki bu şahsiyetin derdi neydi?

Kürdistani bir ruhla, bağımsız, özgür Kürdistan için mücadele etmek, Kürt dilinin varlığını güvence altına almak.

İran'ın isteklerini ve memuriyetini kabul etmeyen; orijinal, özgün bir Kürt olarak yaşamak isteyen Celadet Ali Bedirxan, Fransa'ya teslim edilir. Fransa, onu sömürgesi olan Suriye'nin Şam kentine yerleştirir. “Senin Kürtlerin arasına girmen, Türkiye sınırlarına yaklaşman yasaktır” denir.

Böyle şahsiyetli, bilinçli, bilge, asil soylu bir insan boş durur mu sizce?

Tabii ki hayır.

Şöyle bir karar verir:

Esir milletler; egemen milletlere karşı, varlığını iki silahla korur. Birincisi din, ikincisi de dil'dir. Eğer esir millet ile egemen milletin dini aynı ise, tek bir silah kalır. O da dildir”.

Bu bilinç ile Celadet Ali Bedirhan, Kürtçe için latin alfabesi hazırlar. Ve HAWAR dergisini yayınlamak için, hazırlık yapar. Bu alfabeyi hazırlarken; Kurmanci, Kırmancki ( Zazaki), Sorani ve diğer Kürt lehçeleri üzerinde de çalışmalar yapar. Azim ve kararlılık ürün vermiştir, Celadet Ali, tüm Kürt lehçelerine yetebilecek kalitede bir alfabe hazırlamayı başarır.
Kürdistan’ın güneyindeki Evro gazetesi için, Kurmanci dilbiliminde bir otorite olan Zana Farqini ile yaptığım roportajda, şöyle demişti sayın Farqîni: “Zaten Celadet Ali Bedirxan, bu alfabeyi hazırlarken bütün lehçeleri göz önünde bulundurmuş ve gerçekten hepsine yetecek bir alfabe sunmuştur”.
Foto: Zana Farqini / Kürt (Kurmanc) Dilbilimci
Yine Kürdistanın güneyindeki Evro gazetesi için Kirmancki (Zazaki) dilbiliminde otorite olan, Vate Yayınları sahibi, Deniz Gündüz ile yaptığım bir röportajda ise şöyle demişti sayın Gündüz: “Celadet Ali Bedirxan’ın hazırladığı Latin alfabesi, Kırmacki yani Zazaki için yeterlidir. Biz bu alfabeyi kullanıyoruz ve dilimizi çok iyi karşılıyor…”.
Foto: Deniz Gündüz / Kürt (Zaza) dilbilimci
Evet Kürt dil reformu için gerekli altyapı hazırlanmıştır. Hawar Dergisi için önemli bir eksiklik vardı.
Hawar: Çığlık, İmdat, Medet
O dönem Kürtçe yazabilecek yazarları nereden bulacaktı?

Celadet Ali Bedirhan önce 30 yaşında genç bir delikanlı olan, Şeyhmus'un yanına gider. “Sen okumuş, kültürlü bir insansın, gel Kürtçe yaz; bilgilerini halkınla paylaş. Senin gelişmene yardımcı olacağım” der. Genç Şeyhmus, Celadet'in çıkardığı Hawar dergisinde yazar.

CEGERXWÎN adı ile meşhur olur. Şivan Perwer ve diğer sanatçılarımızın stranlarına direnişçi bir ruh verir. Bu yüzden hep şunu düşünürüm; Ne hayrettir ki Şivan Perwer, Celadet Bedirhan'a dair hiçbir stran söylemedi…

Daha sonra, 27 yaşındaki delikanlı Osman Sebri'yi de yazarlığa teşvik eder. Yanına Kürdistan mücadelesinin sembollerinden olan, Nurdeddin Zaza ve Qedrican'i da alarak Kürtçe dergiyi yayımaya başlar.
Hawar Dergisi'nin özelliği şudur:

Kürt dil reformu bu dergide gerçekleşti. Eğer bugün standart, düzgün, gelişkin bir Kürtçemiz varsa, bunu son Kürt krallarından Mir Bedirxan beyin torunu, Celadet Ali Bedirhan'a borçluyuz. Celadet aynı zamanda günümüzde ders kitabı olarak kullanılan Kürtçe Gramer Kitabı'nı yazar.
Foto: 1932'de yayımlanmaya başlanan Hawar Dergisi...
O zaman Kürt yazar sıkıntısı vardı. Bu yüzden kendisi dergide 33 ayrı isimle yazdı:
Nêrevan, Herekol, Xeberguhêz, Stranbêjê Jêliyan, Stranvan, Şîretbêj, Çîrokbêj, Şevger, Seydayê Gerok, memosteyê Gerok, Bişarê Segman, Cemşîd, Diya Ferzo, Newîn, Dilistan, Şebistan...

Foto: Kamuran Ali Bedirhan
1932-1943 yılları arasında Hawar Dergisi'nin 47 sayısı çıktı. Fransa, Türkiye'nin isteği ile dergiyi yasaklayınca, bu sefer Ronahî dergisi ile devam etti. O dönem kardeşi Kamuran Ali Bedirhan da Lübnan'da Roja Nû (Yeni Gün) dergisini çıkarıyordu.

Tam böyle bir dönemde Kürtler, bağımsız demokratik Suriye için, Suriye halklarının yanında Fransa'ya karşı savaştı. Fransa Suriye'den çıkınca, Türkiye'nin desteğiyle Suriye'de Kürtçe tamamen yasaklandı.

Daha 15 yıl önce Türkiye, rüşvet ve ödünler vererek Sovyetler Birliğin'de Lenin tarafından kurulan Kürdistan Özerk Bölgesini, Stalin'e yıktırmış; Kürtleri perişan ettirmişti. Ardından aynı Türkiye, Kürtlere Kerkük'ün dahil olduğu, Kürdistan otonomisi hakkı tanıyan Saddam Hüseyni anlaşmadan vazgeçirerek, 1988'de Halepçe katliamının temel sebebi olacaktı.

Foto: Celadet Ali Bedirhan
Türkiye Cumhuriyeti, Kürt kraliyet ailesi Bedirhaniler'in mal ve mülklerine el koymuştu. hal böyle olunca Celadet için ekonomik sıkıntılar baş gösterdi. Celadet Ali Bedirxan, çaresizlikten dolayı, Şam iline bağlı olan Hacan'a gider. Orada ziraat için tarlada çalışır. Pamuk sulaması için, bir kuyu kazar. Adını da “Bîra Qederê” (Kader Kuyusu) koyar. Bîra Qederê, aynı zamanda yazmaya başladığı roman kitabının da adı olacaktı. Fakat ziraat işinin ağırlığı ve fani ömrü, romanı bitirmesine engel olur.

Vefat ettikten sonra Mehmed Uzun, o tamamlanmamış romanı alır yeniden yazar. Nasıl ki Ehmedi Hani (Ehmedê Xanî), 2000 küsur yıllık Kürt Memê Alan destanından hareketle Mem u Zin'î yeniden yazdı ise...

İşte görülüyor ki Celadet Ali Bedirhan, Kürtlerin baş tacı niteliğindedir. Kürt medyası ve kurumları onu her sene değişik vesilelerle kutlamalı, bilince çıkarmalıdır.

Onun fotoğrafı evimin duvarında; Ehmedê Xanî'nin yanında duruyor. Onun yadigarı olan Kürtçemiz, atalarımızdan bize emanettir. Bu emanete sahip çıkmalıyız, ihanet etmemeliyiz. Bunu yaparak, Celadet Ali Bedirxan'ın vasiyetini yerine getirebiliriz. Özellikle şunu öneriyorum; Kürt dil ve kültürüne hizmet eden kurumlara ekonomik yardımlarda bulunun. Sizin için küçük bir adım olabilir ancak binlerce insan bunu yaptığı zaman Kürt dil tarihinin dönüşümüne emin olacaktır. Şöyle düşünelim: Acaba o zaman Celadet Ali Bedirhan'ı bir kaç Kürt destekleseydi, karnını doyurmak için kuyu kazmak zorunda kalmasaydı, daha büyük bir dil devrimi yapmaz mıydı? (Bedel Boseli)

Celadet Ali Bedirxan'ın bir nasihatı ile konuyu tamalayabilirim:

Ayıptır, günahtır, yazıktır ya dilinizi öğrenin ya da Kürdüz demeyin. Kürtçe olmadan; Kürt mücadelesi vermek, bizim için, hiç te onur değildir, ağır bir utançtır”.

Bedel Boseli
bedel.boseli@gmail.com
www.bedelboseli.com
ANASAYFA ve İLGİLİ HABERLER için BURAYI tıklayın